Quran Touch

Cüz 29 (Tabarak)

Al-Mulk 67:1 – Al-Mursalaat 77:50 · 431 ayet

Aa
  1. Sure Al-Mulk سُورَةُ الملك
  2. 67:1

    بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ تَبَٰرَكَ ٱلَّذِى بِيَدِهِ ٱلْمُلْكُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Tabaraka allathee biyadihi almulku wahuwa AAala kulli shayin qadeerun

    Hükümranlık elinde olan Allah yücedir ve O herşeye Kadir'dir.

  3. 67:2

    ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْمَوْتَ وَٱلْحَيَوٰةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا ۚ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفُورُ

    Allathee khalaqa almawta waalhayata liyabluwakum ayyukum ahsanu AAamalan wahuwa alAAazeezu alghafooru

    Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için, ölümü ve dirimi (hayatı) yaratan O'dur. O, güçlüdür, bağışlayandır.

  4. 67:3

    ٱلَّذِى خَلَقَ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍ طِبَاقًا ۖ مَّا تَرَىٰ فِى خَلْقِ ٱلرَّحْمَٰنِ مِن تَفَٰوُتٍ ۖ فَٱرْجِعِ ٱلْبَصَرَ هَلْ تَرَىٰ مِن فُطُورٍ

    Allathee khalaqa sabAAa samawatin tibaqan ma tara fee khalqi alrrahmani min tafawutin fairjiAAi albasara hal tara min futoorin

    Gökleri yedi kat üzerine yaratan O'dur. Rahman'ın bu yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın. Gözünü bir çevir bak, bir çatlak görebilir misin?

  5. 67:4

    ثُمَّ ٱرْجِعِ ٱلْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنقَلِبْ إِلَيْكَ ٱلْبَصَرُ خَاسِئًا وَهُوَ حَسِيرٌ

    Thumma irjiAAi albasara karratayni yanqalib ilayka albasaru khasian wahuwa haseerun

    Bir aksaklık bulmak için gözünü tekrar tekrar çevir bak; ama göz umduğunu bulamayıp bitkin ve yorgun düşer.

  6. 67:5

    وَلَقَدْ زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِمَصَٰبِيحَ وَجَعَلْنَٰهَا رُجُومًا لِّلشَّيَٰطِينِ ۖ وَأَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابَ ٱلسَّعِيرِ

    Walaqad zayyanna alssamaa alddunya bimasabeeha wajaAAalnaha rujooman lilshshayateeni waaAAtadna lahum AAathaba alssaAAeeri

    And olsun ki, yakın göğü kandillerle donattık, onları şeytanlar için taşlamalar yaptık ve şeytanlara çılgın alev azabını hazırladık.

  7. 67:6

    وَلِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ ۖ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    Walillatheena kafaroo birabbihim AAathabu jahannama wabisa almaseeru

    Rablerini inkar eden kimseler için cehennem azabı vardır. Ne kötü bir dönüştür!

  8. 67:7

    إِذَآ أُلْقُوا۟ فِيهَا سَمِعُوا۟ لَهَا شَهِيقًا وَهِىَ تَفُورُ

    Itha olqoo feeha samiAAoo laha shaheeqan wahiya tafooru

    Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.

  9. 67:8

    تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ ٱلْغَيْظِ ۖ كُلَّمَآ أُلْقِىَ فِيهَا فَوْجٌ سَأَلَهُمْ خَزَنَتُهَآ أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَذِيرٌ

    Takadu tamayyazu mina alghaythi kullama olqiya feeha fawjun saalahum khazanatuha alam yatikum natheerun

    Nerede ise öfkesinden paralanacak! İçine her bir topluluğun atılmasında, bekçileri onlara: "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye sorarlar.

  10. 67:9

    قَالُوا۟ بَلَىٰ قَدْ جَآءَنَا نَذِيرٌ فَكَذَّبْنَا وَقُلْنَا مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ مِن شَىْءٍ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍ كَبِيرٍ

    Qaloo bala qad jaana natheerun fakaththabna waqulna ma nazzala Allahu min shayin in antum illa fee dalalin kabeerin

    Onlar: "Evet; doğrusu bize bir uyarıcı geldi, fakat biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz demiştik" derler.

  11. 67:10

    وَقَالُوا۟ لَوْ كُنَّا نَسْمَعُ أَوْ نَعْقِلُ مَا كُنَّا فِىٓ أَصْحَٰبِ ٱلسَّعِيرِ

    Waqaloo law kunna nasmaAAu aw naAAqilu ma kunna fee ashabi alssaAAeeri

    "Eğer kulak vermiş veya akletmiş olsaydık, çılgın alevli cehennemlikler içinde olmazdık" derler.

  12. 67:11

    فَٱعْتَرَفُوا۟ بِذَنۢبِهِمْ فَسُحْقًا لِّأَصْحَٰبِ ٱلسَّعِيرِ

    FaiAAtarafoo bithanbihim fasuhqan liashabi alssaAAeeri

    Böylece, günahlarını itiraf ederler. Çılgın alevli cehennemlikler yok olsunlar!

  13. 67:12

    إِنَّ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ كَبِيرٌ

    Inna allatheena yakhshawna rabbahum bialghaybi lahum maghfiratun waajrun kabeerun

    Doğrusu, görünmediği halde Rablerinden korkanlara, onlara, bağışlanma ve büyük ecir vardır.

  14. 67:13

    وَأَسِرُّوا۟ قَوْلَكُمْ أَوِ ٱجْهَرُوا۟ بِهِۦٓ ۖ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    Waasirroo qawlakum awi ijharoo bihi innahu AAaleemun bithati alssudoori

    Sizler, sözlerinizi gizleseniz de açıklasanız da birdir; O, kalblerde olanı bilir.

  15. 67:14

    أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ ٱللَّطِيفُ ٱلْخَبِيرُ

    Ala yaAAlamu man khalaqa wahuwa allateefu alkhabeeru

    Yaratan bilmez olur mu? O, Latif'tir, haberdardır.

  16. 67:15

    هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ ذَلُولًا فَٱمْشُوا۟ فِى مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا۟ مِن رِّزْقِهِۦ ۖ وَإِلَيْهِ ٱلنُّشُورُ

    Huwa allathee jaAAala lakumu alarda thaloolan faimshoo fee manakibiha wakuloo min rizqihi wailayhi alnnushooru

    Yeryüzünü, size boyun eğdiren O'dur; öyleyse yerin sırtlarında dolaşın, Allah'ın verdiği rızıktan yiyin; sonunda dönüş O'nadır.

  17. 67:16

    ءَأَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يَخْسِفَ بِكُمُ ٱلْأَرْضَ فَإِذَا هِىَ تَمُورُ

    Aamintum man fee alssamai an yakhsifa bikumu alarda faitha hiya tamooru

    Gökte olanın sizi yerin dibine geçirmesinden güvende misiniz? O zaman, yer, sarsıldıkça sarsılır.

  18. 67:17

    أَمْ أَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِبًا ۖ فَسَتَعْلَمُونَ كَيْفَ نَذِيرِ

    Am amintum man fee alssamai an yursila AAalaykum hasiban fasataAAlamoona kayfa natheeri

    Gökte olanın başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz? Benim uyarmamın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz.

  19. 67:18

    وَلَقَدْ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ

    Walaqad kaththaba allatheena min qablihim fakayfa kana nakeeri

    And olsun ki, bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Beni inkar etmek nasılmış?

  20. 67:19

    أَوَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَى ٱلطَّيْرِ فَوْقَهُمْ صَٰٓفَّٰتٍ وَيَقْبِضْنَ ۚ مَا يُمْسِكُهُنَّ إِلَّا ٱلرَّحْمَٰنُ ۚ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَىْءٍۭ بَصِيرٌ

    Awalam yaraw ila alttayri fawqahum saffatin wayaqbidna ma yumsikuhunna illa alrrahmanu innahu bikulli shayin baseerun

    Üzerlerinde kanat çırpan dizi dizi kuşları görmezler mi? Onları havada Rahman olan Allah'tan başkası tutmuyor; doğrusu, O, herşeyi görendir.

  21. 67:20

    أَمَّنْ هَٰذَا ٱلَّذِى هُوَ جُندٌ لَّكُمْ يَنصُرُكُم مِّن دُونِ ٱلرَّحْمَٰنِ ۚ إِنِ ٱلْكَٰفِرُونَ إِلَّا فِى غُرُورٍ

    Amman hatha allathee huwa jundun lakum yansurukum min dooni alrrahmani ini alkafiroona illa fee ghuroorin

    Yahut, Rahman olan Allah'ın dışında size yardımda bulunabilecek taraftarlarınız kimdir? İnkarcılar sadece aldanmaktadırlar.

  22. 67:21

    أَمَّنْ هَٰذَا ٱلَّذِى يَرْزُقُكُمْ إِنْ أَمْسَكَ رِزْقَهُۥ ۚ بَل لَّجُّوا۟ فِى عُتُوٍّ وَنُفُورٍ

    Amman hatha allathee yarzuqukum in amsaka rizqahu bal lajjoo fee AAutuwwin wanufoorin

    Allah size verdiği rızkı kesiverirse, size rızık verecek başka kim vardır? Hayır; onlar, azgınlık ve nefrette direnmektedirler.

  23. 67:22

    أَفَمَن يَمْشِى مُكِبًّا عَلَىٰ وَجْهِهِۦٓ أَهْدَىٰٓ أَمَّن يَمْشِى سَوِيًّا عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    Afaman yamshee mukibban AAala wajhihi ahda amman yamshee sawiyyan AAala siratin mustaqeemin

    Yüzükoyun sürünen mi, yoksa doğru yolda düpedüz yürüyen mi daha doğru yoldadır?

  24. 67:23

    قُلْ هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَكُمْ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۖ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

    Qul huwa allathee anshaakum wajaAAala lakumu alssamAAa waalabsara waalafidata qaleelan ma tashkuroona

    De ki: "Sizi yaratan sizin için kulaklar, gözler ve kalbler var eden O'dur. Ne az şükrediyorsunuz!"

  25. 67:24

    قُلْ هُوَ ٱلَّذِى ذَرَأَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

    Qul huwa allathee tharaakum fee alardi wailayhi tuhsharoona

    Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.

  26. 67:25

    وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    Wayaqooloona mata hatha alwaAAdu in kuntum sadiqeena

    "Doğru sözlü iseniz bildirin bu azap sözü ne zamandır?" derler.

  27. 67:26

    قُلْ إِنَّمَا ٱلْعِلْمُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    Qul innama alAAilmu AAinda Allahi wainnama ana natheerun mubeenun

    De ki: "Onu bilmek ancak Allah'a mahsustur. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."

  28. 67:27

    فَلَمَّا رَأَوْهُ زُلْفَةً سِيٓـَٔتْ وُجُوهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَقِيلَ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَدَّعُونَ

    Falamma raawhu zulfatan seeat wujoohu allatheena kafaroo waqeela hatha allathee kuntum bihi taddaAAoona

    Azabı yaklaşırken gördükleri zaman, inkar edenlerin yüzleri çirkinleşip kararır; onlara: "Sizin arayıp durduğunuz işte budur" denir.

  29. 67:28

    قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِنْ أَهْلَكَنِىَ ٱللَّهُ وَمَن مَّعِىَ أَوْ رَحِمَنَا فَمَن يُجِيرُ ٱلْكَٰفِرِينَ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ

    Qul araaytum in ahlakaniya Allahu waman maAAiya aw rahimana faman yujeeru alkafireena min AAathabin aleemin

    De ki: "Allah, beni ve benimle beraber bulunanları isterse yok eder veya isterse merhamet eder; söyleyin, bu takdirde inkarcıları, can yakıcı azabdan kim alıkoyabilir?"

  30. 67:29

    قُلْ هُوَ ٱلرَّحْمَٰنُ ءَامَنَّا بِهِۦ وَعَلَيْهِ تَوَكَّلْنَا ۖ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    Qul huwa alrrahmanu amanna bihi waAAalayhi tawakkalna fasataAAlamoona man huwa fee dalalin mubeenin

    De ki: "Bizim inandığımız ve kendisine güvendiğimiz, Rahman olan Allah'tır. Kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu yakında bileceksiniz."

  31. 67:30

    قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِنْ أَصْبَحَ مَآؤُكُمْ غَوْرًا فَمَن يَأْتِيكُم بِمَآءٍ مَّعِينٍۭ

    Qul araaytum in asbaha maokum ghawran faman yateekum bimain maAAeenin

    De ki: "Suyunuz yere batarsa, söyleyin, size kim temiz bir su kaynağı getirebilir?"

  32. Sure Al-Qalam سُورَةُ القلم
  33. 68:1

    بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ نٓ ۚ وَٱلْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ

    Noon waalqalami wama yasturoona

    Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin.

  34. 68:2

    مَآ أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ

    Ma anta biniAAmati rabbika bimajnoonin

    Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin.

  35. 68:3

    وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍ

    Wainna laka laajran ghayra mamnoonin

    Doğrusu sana kesintisiz bir ecir vardır.

  36. 68:4

    وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ

    Wainnaka laAAala khuluqin AAatheemin

    Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir.

  37. 68:5

    فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ

    Fasatubsiru wayubsiroona

    Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

  38. 68:6

    بِأَييِّكُمُ ٱلْمَفْتُونُ

    Biayyikumu almaftoonu

    Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

  39. 68:7

    إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ

    Inna rabbaka huwa aAAlamu biman dalla AAan sabeelihi wahuwa aAAlamu bialmuhtadeena

    Doğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.

  40. 68:8

    فَلَا تُطِعِ ٱلْمُكَذِّبِينَ

    Fala tutiAAi almukaththibeena

    Bundan böyle, yalanlayanlara itaat etme;

  41. 68:9

    وَدُّوا۟ لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ

    Waddoo law tudhinu fayudhinoona

    (Onlar sana indirilen ayetlerden beğenmediklerini bırakman suretiyle senin) kendilerine yumuşak davranmanı isterler; böyle yapsan, onlar da seni över, yumuşak davranırlar.

  42. 68:10

    وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَّهِينٍ

    Wala tutiAA kulla hallafin maheenin

    Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

  43. 68:11

    هَمَّازٍ مَّشَّآءٍۭ بِنَمِيمٍ

    Hammazin mashshain binameemin

    Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

  44. 68:12

    مَّنَّاعٍ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ

    MannaAAin lilkhayri muAAtadin atheemin

    Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

  45. 68:13

    عُتُلٍّۭ بَعْدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ

    AAutullin baAAda thalika zaneemin

    Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

  46. 68:14

    أَن كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ

    An kana tha malin wabaneena

    Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

  47. 68:15

    إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    Itha tutla AAalayhi ayatuna qala asateeru alawwaleena

    Ayetlerimiz ona okunduğu zaman: "Öncekilerin masalları" der.

  48. 68:16

    سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلْخُرْطُومِ

    Sanasimuhu AAala alkhurtoomi

    Onun havada olan burnunu yakında yere sürteceğiz.

  49. 68:17

    إِنَّا بَلَوْنَٰهُمْ كَمَا بَلَوْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا۟ لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ

    Inna balawnahum kama balawna ashaba aljannati ith aqsamoo layasrimunnaha musbiheena

    Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.

  50. 68:18

    وَلَا يَسْتَثْنُونَ

    Wala yastathnoona

    Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.

  51. 68:19

    فَطَافَ عَلَيْهَا طَآئِفٌ مِّن رَّبِّكَ وَهُمْ نَآئِمُونَ

    Fatafa AAalayha taifun min rabbika wahum naimoona

    Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti.

  52. 68:20

    فَأَصْبَحَتْ كَٱلصَّرِيمِ

    Faasbahat kaalssareemi

    Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti.

  53. 68:21

    فَتَنَادَوْا۟ مُصْبِحِينَ

    Fatanadaw musbiheena

    Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler.

  54. 68:22

    أَنِ ٱغْدُوا۟ عَلَىٰ حَرْثِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰرِمِينَ

    Ani ighdoo AAala harthikum in kuntum sarimeena

    Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler.

  55. 68:23

    فَٱنطَلَقُوا۟ وَهُمْ يَتَخَٰفَتُونَ

    Faintalaqoo wahum yatakhafatoona

    "Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.

  56. 68:24

    أَن لَّا يَدْخُلَنَّهَا ٱلْيَوْمَ عَلَيْكُم مِّسْكِينٌ

    An la yadkhulannaha alyawma AAalaykum miskeenun

    "Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.

  57. 68:25

    وَغَدَوْا۟ عَلَىٰ حَرْدٍ قَٰدِرِينَ

    Waghadaw AAala hardin qadireena

    Yoksullara yardım etmeye güçleri yeterken böyle konuşarak erkenden gittiler.

  58. 68:26

    فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوٓا۟ إِنَّا لَضَآلُّونَ

    Falamma raawha qaloo inna ladalloona

    Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler.

  59. 68:27

    بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

    Bal nahnu mahroomoona

    Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler.

  60. 68:28

    قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ

    Qala awsatuhum alam aqul lakum lawla tusabbihoona

    Ortancaları: "Ben size Allah'ı anmanız gerekmez mi, dememiş miydim?" dedi.

  61. 68:29

    قَالُوا۟ سُبْحَٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    Qaloo subhana rabbina inna kunna thalimeena

    "Rabbimizi tenzih ederiz; doğrusu biz yazık etmiştik" dediler.

  62. 68:30

    فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَلَٰوَمُونَ

    Faaqbala baAAduhum AAala baAAdin yatalawamoona

    Birbirlerini yermeye başladılar.

  63. 68:31

    قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَٰغِينَ

    Qaloo ya waylana inna kunna tagheena

    Sonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize; doğrusu azgınlık edenlerdendik."

  64. 68:32

    عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبْدِلَنَا خَيْرًا مِّنْهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ

    AAasa rabbuna an yubdilana khayran minha inna ila rabbina raghiboona

    "Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; doğrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz."

  65. 68:33

    كَذَٰلِكَ ٱلْعَذَابُ ۖ وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَكْبَرُ ۚ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ

    Kathalika alAAathabu walaAAathabu alakhirati akbaru law kanoo yaAAlamoona

    İşte azap böyledir; ama ahiret azabı daha büyüktür; keşke bilseler!

  66. 68:34

    إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

    Inna lilmuttaqeena AAinda rabbihim jannati alnnaAAeemi

    Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, Rableri katında nimet cennetleri vardır.

  67. 68:35

    أَفَنَجْعَلُ ٱلْمُسْلِمِينَ كَٱلْمُجْرِمِينَ

    AfanajAAalu almuslimeena kaalmujrimeena

    Kendilerini Allah'a vermiş olanları hiç suçlular gibi tutar mıyız?

  68. 68:36

    مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ

    Ma lakum kayfa tahkumoona

    Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz?

  69. 68:37

    أَمْ لَكُمْ كِتَٰبٌ فِيهِ تَدْرُسُونَ

    Am lakum kitabun feehi tadrusoona

    Yoksa okuduğunuz bir kitabınız mı var?

  70. 68:38

    إِنَّ لَكُمْ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ

    Inna lakum feehi lama takhayyaroona

    Seçtikleriniz herhalde orada olacaktır.

  71. 68:39

    أَمْ لَكُمْ أَيْمَٰنٌ عَلَيْنَا بَٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ ۙ إِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَ

    Am lakum aymanun AAalayna balighatun ila yawmi alqiyamati inna lakum lama tahkumoona

    Yoksa aleyhimizde, kıyamet gününe kadar süregidecek ahidleriniz mi var ki, kendinize hükmettikleriniz sizin olacaktır?

  72. 68:40

    سَلْهُمْ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ

    Salhum ayyuhum bithalika zaAAeemun

    Sor onlara: "Bunu kim üzerine alır?"

  73. 68:41

    أَمْ لَهُمْ شُرَكَآءُ فَلْيَأْتُوا۟ بِشُرَكَآئِهِمْ إِن كَانُوا۟ صَٰدِقِينَ

    Am lahum shurakao falyatoo bishurakaihim in kanoo sadiqeena

    Yoksa onların ortakları mı vardır? Doğru sözlü iseler ortaklarını getirsinler.

  74. 68:42

    يَوْمَ يُكْشَفُ عَن سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ

    Yawma yukshafu AAan saqin wayudAAawna ila alssujoodi fala yastateeAAoona

    O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı.

  75. 68:43

    خَٰشِعَةً أَبْصَٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ۖ وَقَدْ كَانُوا۟ يُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمْ سَٰلِمُونَ

    KhashiAAatan absaruhum tarhaquhum thillatun waqad kanoo yudAAawna ila alssujoodi wahum salimoona

    O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı.

  76. 68:44

    فَذَرْنِى وَمَن يُكَذِّبُ بِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ ۖ سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ

    Fatharnee waman yukaththibu bihatha alhadeethi sanastadrijuhum min haythu la yaAAlamoona

    Kuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.

  77. 68:45

    وَأُمْلِى لَهُمْ ۚ إِنَّ كَيْدِى مَتِينٌ

    Waomlee lahum inna kaydee mateenun

    Onlara mehil veriyorum; doğrusu Benim tuzağım sağlamdır.

  78. 68:46

    أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ

    Am tasaluhum ajran fahum min maghramin muthqaloona

    Yoksa, sen onlardan ücret istiyorsun da, ağır bir borç altında mı kalıyorlar? Elbette hayır.

  79. 68:47

    أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ

    Am AAindahumu alghaybu fahum yaktuboona

    Yoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar?

  80. 68:48

    فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلْحُوتِ إِذْ نَادَىٰ وَهُوَ مَكْظُومٌ

    Faisbir lihukmi rabbika wala takun kasahibi alhooti ith nada wahuwa makthoomun

    Sen Rabbinin hükmüne kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma, o, pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti.

  81. 68:49

    لَّوْلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعْمَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ

    Lawla an tadarakahu niAAmatun min rabbihi lanubitha bialAAarai wahuwa mathmoomun

    Rabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı.

  82. 68:50

    فَٱجْتَبَٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    Faijtabahu rabbuhu fajaAAalahu mina alssaliheena

    Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı.

  83. 68:51

    وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَٰرِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا۟ ٱلذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجْنُونٌ

    Wain yakadu allatheena kafaroo layuzliqoonaka biabsarihim lamma samiAAoo alththikra wayaqooloona innahu lamajnoonun

    Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı.

  84. 68:52

    وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَٰلَمِينَ

    Wama huwa illa thikrun lilAAalameena

    Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.

  85. Sure Al-Haaqqa سُورَةُ الحاقة
  86. 69:1

    بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلْحَآقَّةُ

    Alhaqqatu

    Gerçekleşecek olan!

  87. 69:2

    مَا ٱلْحَآقَّةُ

    Ma alhaqqatu

    Nedir o gerçekleşecek olan gün?

  88. 69:3

    وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْحَآقَّةُ

    Wama adraka ma alhaqqatu

    Gerçekleşecek olanın ne olduğunu sana ne bildirir?

  89. 69:4

    كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌۢ بِٱلْقَارِعَةِ

    Kaththabat thamoodu waAAadun bialqariAAati

    Semud ve Ad milletleri tepelerine inecek bu gerçeği yalanladılar.

  90. 69:5

    فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا۟ بِٱلطَّاغِيَةِ

    Faamma thamoodu faohlikoo bialttaghiyati

    Bu yüzden Semud milleti zorlu bir sarsıntı ile yok edildi.

  91. 69:6

    وَأَمَّا عَادٌ فَأُهْلِكُوا۟ بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ

    Waamma AAadun faohlikoo bireehin sarsarin AAatiyatin

    Ad milleti de bu yüzden önünde durulmaz, dondurucu bir rüzgarla yok edildi.

  92. 69:7

    سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى ٱلْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ

    Sakhkharaha AAalayhim sabAAa layalin wathamaniyata ayyamin husooman fatara alqawma feeha sarAAa kaannahum aAAjazu nakhlin khawiyatun

    Allah onların kökünü kesmek üzere, üzerlerine o rüzgarı yedi gece sekiz gün, estirdi. Halkın, kökünden çıkarılmış hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün.

  93. 69:8

    فَهَلْ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِيَةٍ

    Fahal tara lahum min baqiyatin

    Onlardan arda kalmış bir şey görür müsün?

  94. 69:9

    وَجَآءَ فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُۥ وَٱلْمُؤْتَفِكَٰتُ بِٱلْخَاطِئَةِ

    Wajaa firAAawnu waman qablahu waalmutafikatu bialkhatiati

    Firavun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş kasabalarda oturanlar da suç işlemişlerdi.

  95. 69:10

    فَعَصَوْا۟ رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةً رَّابِيَةً

    FaAAasaw rasoola rabbihim faakhathahum akhthatan rabiyatan

    Rabbinin peygamberine baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine Rableri onları şiddeti arttıkça artan bir şekilde yakaladı.

  96. 69:11

    إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلْمَآءُ حَمَلْنَٰكُمْ فِى ٱلْجَارِيَةِ

    Inna lamma tagha almao hamalnakum fee aljariyati

    Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.

  97. 69:12

    لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَآ أُذُنٌ وَٰعِيَةٌ

    LinajAAalaha lakum tathkiratan wataAAiyaha othunun waAAiyatun

    Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.

  98. 69:13

    فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ نَفْخَةٌ وَٰحِدَةٌ

    Faitha nufikha fee alssoori nafkhatun wahidatun

    Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.

  99. 69:14

    وَحُمِلَتِ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَٰحِدَةً

    Wahumilati alardu waaljibalu fadukkata dakkatan wahidatan

    Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.

  100. 69:15

    فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ

    Fayawmaithin waqaAAati alwaqiAAatu

    Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.

  101. 69:16

    وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِىَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌ

    Wainshaqqati alssamao fahiya yawmaithin wahiyatun

    Gök yarılır; o gün düzeni bozulur.

  102. 69:17

    وَٱلْمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرْجَآئِهَا ۚ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَٰنِيَةٌ

    Waalmalaku AAala arjaiha wayahmilu AAarsha rabbika fawqahum yawmaithin thamaniyatun

    Melekler onun çevresindedirler; o gün Rabbinin arşını onlardan başka sekiz tanesi yüklenir.

  103. 69:18

    يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَىٰ مِنكُمْ خَافِيَةٌ

    Yawmaithin tuAAradoona la takhfa minkum khafiyatun

    O gün siz huzura alınırsınız, hiçbir şeyiniz gizli kalmaz.

  104. 69:19

    فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقْرَءُوا۟ كِتَٰبِيَهْ

    Faamma man ootiya kitabahu biyameenihi fayaqoolu haomu iqraoo kitabiyah

    Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.

  105. 69:20

    إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَٰقٍ حِسَابِيَهْ

    Innee thanantu annee mulaqin hisabiyah

    Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.

  106. 69:21

    فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ

    Fahuwa fee AAeeshatin radiyatin

    Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.

  107. 69:22

    فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ

    Fee jannatin AAaliyatin

    Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.

  108. 69:23

    قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ

    Qutoofuha daniyatun

    Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.

  109. 69:24

    كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ

    Kuloo waishraboo haneean bima aslaftum fee alayyami alkhaliyati

    Onlara şöyle denir: "Geçmiş günlerde, peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz içiniz."

  110. 69:25

    وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَٰبِيَهْ

    Waamma man ootiya kitabahu bishimalihi fayaqoolu ya laytanee lam oota kitabiyah

    Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

  111. 69:26

    وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيَهْ

    Walam adri ma hisabiyah

    Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

  112. 69:27

    يَٰلَيْتَهَا كَانَتِ ٱلْقَاضِيَةَ

    Ya laytaha kanati alqadiyatu

    Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

  113. 69:28

    مَآ أَغْنَىٰ عَنِّى مَالِيَهْ ۜ

    Ma aghna AAannee maliyah

    Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

  114. 69:29

    هَلَكَ عَنِّى سُلْطَٰنِيَهْ

    Halaka AAannee sultaniyah

    Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

  115. 69:30

    خُذُوهُ فَغُلُّوهُ

    Khuthoohu faghulloohu

    İlgililere şöyle buyurulur: "O'nu alın, bağlayın."

  116. 69:31

    ثُمَّ ٱلْجَحِيمَ صَلُّوهُ

    Thumma aljaheema salloohu

    "Sonra cehenneme yaslayın"

  117. 69:32

    ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَٱسْلُكُوهُ

    Thumma fee silsilatin tharAAuha sabAAoona thiraAAan faoslukoohu

    "Sonra onu boyu yetmiş arşın olan zincire vurun";

  118. 69:33

    إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ ٱلْعَظِيمِ

    Innahu kana la yuminu biAllahi alAAatheemi

    "Çünkü, o, yüce Allah'a inanmazdı."

  119. 69:34

    وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ

    Wala yahuddu AAala taAAami almiskeeni

    "Yoksulun yiyeceği ile ilgilenmezdi."

  120. 69:35

    فَلَيْسَ لَهُ ٱلْيَوْمَ هَٰهُنَا حَمِيمٌ

    Falaysa lahu alyawma hahuna hameemun

    "Bu sebeple burada bugün onun bir acıyanı yoktur."

  121. 69:36

    وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنْ غِسْلِينٍ

    Wala taAAamun illa min ghisleenin

    "Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."

  122. 69:37

    لَّا يَأْكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلْخَٰطِـُٔونَ

    La yakuluhu illa alkhatioona

    "Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."

  123. 69:38

    فَلَآ أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ

    Fala oqsimu bima tubsiroona

    Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

  124. 69:39

    وَمَا لَا تُبْصِرُونَ

    Wama la tubsiroona

    Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

  125. 69:40

    إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ

    Innahu laqawlu rasoolin kareemin

    Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

  126. 69:41

    وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍ ۚ قَلِيلًا مَّا تُؤْمِنُونَ

    Wama huwa biqawli shaAAirin qaleelan ma tuminoona

    O, şair sözü değildir; ne az inanıyorsunuz!

  127. 69:42

    وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍ ۚ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ

    Wala biqawli kahinin qaleelan ma tathakkaroona

    Kahin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz!

  128. 69:43

    تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Tanzeelun min rabbi alAAalameena

    Kuran, Alemlerin Rabbinden indirilmedir.

  129. 69:44

    وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ ٱلْأَقَاوِيلِ

    Walaw taqawwala AAalayna baAAda alaqaweeli

    Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.

  130. 69:45

    لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِٱلْيَمِينِ

    Laakhathna minhu bialyameeni

    Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.

  131. 69:46

    ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ ٱلْوَتِينَ

    Thumma laqataAAna minhu alwateena

    Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.

  132. 69:47

    فَمَا مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ عَنْهُ حَٰجِزِينَ

    Fama minkum min ahadin AAanhu hajizeena

    Hiçbiriniz de onu koruyamazdınız.

  133. 69:48

    وَإِنَّهُۥ لَتَذْكِرَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ

    Wainnahu latathkiratun lilmuttaqeena

    Doğrusu Kuran Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.

  134. 69:49

    وَإِنَّا لَنَعْلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ

    Wainna lanaAAlamu anna minkum mukaththibeena

    İçinizde yalanlayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz.

  135. 69:50

    وَإِنَّهُۥ لَحَسْرَةٌ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ

    Wainnahu lahasratun AAala alkafireena

    Doğrusu Kuran, inkarcılar için bir üzüntüdür.

  136. 69:51

    وَإِنَّهُۥ لَحَقُّ ٱلْيَقِينِ

    Wainnahu lahaqqu alyaqeeni

    O, şüphesiz kesin gerçektir.

  137. 69:52

    فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

    Fasabbih biismi rabbika alAAatheemi

    Öyleyse çok büyük olan Rabbinin adını tesbih et.

  138. Sure Al-Ma'aarij سُورَةُ المعارج
  139. 70:1

    بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ سَأَلَ سَآئِلٌۢ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ

    Saala sailun biAAathabin waqiAAin

    Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.

  140. 70:2

    لِّلْكَٰفِرِينَ لَيْسَ لَهُۥ دَافِعٌ

    Lilkafireena laysa lahu dafiAAun

    Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.

  141. 70:3

    مِّنَ ٱللَّهِ ذِى ٱلْمَعَارِجِ

    Mina Allahi thee almaAAariji

    Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.

  142. 70:4

    تَعْرُجُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُۥ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ

    TaAAruju almalaikatu waalrroohu ilayhi fee yawmin kana miqdaruhu khamseena alfa sanatin

    Melekler ve Cebrail o derecelere, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler.

  143. 70:5

    فَٱصْبِرْ صَبْرًا جَمِيلًا

    Faisbir sabran jameelan

    Güzel güzel sabret;

  144. 70:6

    إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُۥ بَعِيدًا

    Innahum yarawnahu baAAeedan

    Doğrusu inkarcılar azabı uzak görüyorlar.

  145. 70:7

    وَنَرَىٰهُ قَرِيبًا

    Wanarahu qareeban

    Ama biz onu yakın görmekteyiz.

  146. 70:8

    يَوْمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلْمُهْلِ

    Yawma takoonu alssamao kaalmuhli

    Gök, o gün, erimiş maden gibi olur.

  147. 70:9

    وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ

    Watakoonu aljibalu kaalAAihni

    Dağlar da atılmış pamuğa döner.

  148. 70:10

    وَلَا يَسْـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا

    Wala yasalu hameemun hameeman

    Hiç bir dost diğer bir dostunu sormaz.

  149. 70:11

    يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍۭ بِبَنِيهِ

    Yubassaroonahum yawaddu almujrimu law yaftadee min AAathabi yawmiithin bibaneehi

    Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.

  150. 70:12

    وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ

    Wasahibatihi waakheehi

    Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.

  151. 70:13

    وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِى تُـْٔوِيهِ

    Wafaseelatihi allatee tuweehi

    Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.

  152. 70:14

    وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ يُنجِيهِ

    Waman fee alardi jameeAAan thumma yunjeehi

    Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.

  153. 70:15

    كَلَّآ ۖ إِنَّهَا لَظَىٰ

    Kalla innaha latha

    Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.

  154. 70:16

    نَزَّاعَةً لِّلشَّوَىٰ

    NazzaAAatan lilshshawa

    Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.

  155. 70:17

    تَدْعُوا۟ مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّىٰ

    TadAAoo man adbara watawalla

    Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.

  156. 70:18

    وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰٓ

    WajamaAAa faawAAa

    Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.

  157. 70:19

    ۞ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا

    Inna alinsana khuliqa halooAAan

    İnsan gerçekten pek huysuz yaratılmıştır:

  158. 70:20

    إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعًا

    Itha massahu alshsharru jazooAAan

    Başına bir fenalık gelince feryat eder,

  159. 70:21

    وَإِذَا مَسَّهُ ٱلْخَيْرُ مَنُوعًا

    Waitha massahu alkhayru manooAAan

    Bir iyiliğe uğrarsa onu herkesten meneder;

  160. 70:22

    إِلَّا ٱلْمُصَلِّينَ

    Illa almusalleena

    Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

  161. 70:23

    ٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ دَآئِمُونَ

    Allatheena hum AAala salatihim daimoona

    Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

  162. 70:24

    وَٱلَّذِينَ فِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ مَّعْلُومٌ

    Waallatheena fee amwalihim haqqun maAAloomun

    Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

  163. 70:25

    لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ

    Lilssaili waalmahroomi

    Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

  164. 70:26

    وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ

    Waallatheena yusaddiqoona biyawmi alddeeni

    Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

  165. 70:27

    وَٱلَّذِينَ هُم مِّنْ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ

    Waallatheena hum min AAathabi rabbihim mushfiqoona

    Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

  166. 70:28

    إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍ

    Inna AAathaba rabbihim ghayru mamoonin

    Doğrusu Rablerinin azabından kimse güvende değildir.

  167. 70:29

    وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَٰفِظُونَ

    Waallatheena hum lifuroojihim hafithoona

    Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.

  168. 70:30

    إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ

    Illa AAala azwajihim aw ma malakat aymanuhum fainnahum ghayru maloomeena

    Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.

  169. 70:31

    فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ

    Famani ibtagha waraa thalika faolaika humu alAAadoona

    Bu sınırları aşmak isteyenler, işte onlar, aşırı gidenlerdir.

  170. 70:32

    وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ

    Waallatheena hum liamanatihim waAAahdihim raAAoona

    Emanetlerini ve sözlerini yerine getirenler,

  171. 70:33

    وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمْ قَآئِمُونَ

    Waallatheena hum bishahadatihim qaimoona

    Şahidliklerini gereği gibi yapanlar,

  172. 70:34

    وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ

    Waallatheena hum AAala salatihim yuhafithoona

    Namazlarına riayet edenler,

  173. 70:35

    أُو۟لَٰٓئِكَ فِى جَنَّٰتٍ مُّكْرَمُونَ

    Olaika fee jannatin mukramoona

    İşte onlar, cennetlerde ikram olunacak kimselerdir.

  174. 70:36

    فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ قِبَلَكَ مُهْطِعِينَ

    Famali allatheena kafaroo qibalaka muhtiAAeena

    İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?

  175. 70:37

    عَنِ ٱلْيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ

    AAani alyameeni waAAani alshshimali AAizeena

    İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?

  176. 70:38

    أَيَطْمَعُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُدْخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٍ

    AyatmaAAu kullu imriin minhum an yudkhala jannata naAAeemin

    Onlardan herbiri nimet bahçesine konulacağını mı umuyor?

  177. 70:39

    كَلَّآ ۖ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّمَّا يَعْلَمُونَ

    Kalla inna khalaqnahum mimma yaAAlamoona

    Hayır; doğrusu onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır.

  178. 70:40

    فَلَآ أُقْسِمُ بِرَبِّ ٱلْمَشَٰرِقِ وَٱلْمَغَٰرِبِ إِنَّا لَقَٰدِرُونَ

    Fala oqsimu birabbi almashariqi waalmagharibi inna laqadiroona

    Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.

  179. 70:41

    عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيْرًا مِّنْهُمْ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ

    AAala an nubaddila khayran minhum wama nahnu bimasbooqeena

    Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.

  180. 70:42

    فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ

    Fatharhum yakhoodoo wayalAAaboo hatta yulaqoo yawmahumu allathee yooAAadoona

    Onları bırak; kendilerine söz verilen güne kavuşmalarına kadar dalıp oynasınlar.

  181. 70:43

    يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ سِرَاعًا كَأَنَّهُمْ إِلَىٰ نُصُبٍ يُوفِضُونَ

    Yawma yakhrujoona mina alajdathi siraAAan kaannahum ila nusubin yoofidoona

    Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.

  182. 70:44

    خَٰشِعَةً أَبْصَٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

    KhashiAAatan absaruhum tarhaquhum thillatun thalika alyawmu allathee kanoo yooAAadoona

    Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.

  183. Sure Nooh سُورَةُ نوح
  184. 71:1

    بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِنَّآ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦٓ أَنْ أَنذِرْ قَوْمَكَ مِن قَبْلِ أَن يَأْتِيَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Inna arsalna noohan ila qawmihi an anthir qawmaka min qabli an yatiyahum AAathabun aleemun

    "Milletine can yakıcı bir azap gelmezden önce onları uyar" diye Nuh'u milletine gönderdik.

  185. 71:2

    قَالَ يَٰقَوْمِ إِنِّى لَكُمْ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    Qala ya qawmi innee lakum natheerun mubeenun

    O da şöyle söyledi: "Ey Milletim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."

  186. 71:3

    أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱتَّقُوهُ وَأَطِيعُونِ

    Ani oAAbudoo Allaha waittaqoohu waateeAAooni

    "Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"

  187. 71:4

    يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى ۚ إِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ إِذَا جَآءَ لَا يُؤَخَّرُ ۖ لَوْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    Yaghfir lakum min thunoobikum wayuakhkhirkum ila ajalin musamman inna ajala Allahi itha jaa la yuakhkharu law kuntum taAAlamoona

    "Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"

  188. 71:5

    قَالَ رَبِّ إِنِّى دَعَوْتُ قَوْمِى لَيْلًا وَنَهَارًا

    Qala rabbi innee daAAawtu qawmee laylan wanaharan

    Nuh dedi ki: "Rabbim! Doğrusu ben, milletimi gece gündüz çağırdım."

  189. 71:6

    فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَآءِىٓ إِلَّا فِرَارًا

    Falam yazidhum duAAaee illa firaran

    "Fakat benim çağırmam, sadece benden uzaklıklarını artırdı."

  190. 71:7

    وَإِنِّى كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوٓا۟ أَصَٰبِعَهُمْ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَٱسْتَغْشَوْا۟ ثِيَابَهُمْ وَأَصَرُّوا۟ وَٱسْتَكْبَرُوا۟ ٱسْتِكْبَارًا

    Wainnee kullama daAAawtuhum litaghfira lahum jaAAaloo asabiAAahum fee athanihim waistaghshaw thiyabahum waasarroo waistakbaroo istikbaran

    "Doğrusu ben Senin onları bağışlaman için kendilerini her çağırışımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler."

  191. 71:8

    ثُمَّ إِنِّى دَعَوْتُهُمْ جِهَارًا

    Thumma innee daAAawtuhum jiharan

    "Sonra, doğrusu ben onları açıkça çağırdım."

  192. 71:9

    ثُمَّ إِنِّىٓ أَعْلَنتُ لَهُمْ وَأَسْرَرْتُ لَهُمْ إِسْرَارًا

    Thumma innee aAAlantu lahum waasrartu lahum israran

    "Sonra onlara açıktan açığa, gizliden gizliye de söyledim."

  193. 71:10

    فَقُلْتُ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ إِنَّهُۥ كَانَ غَفَّارًا

    Faqultu istaghfiroo rabbakum innahu kana ghaffaran

    Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin."

  194. 71:11

    يُرْسِلِ ٱلسَّمَآءَ عَلَيْكُم مِّدْرَارًا

    Yursili alssamaa AAalaykum midraran

    Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin."

  195. 71:12

    وَيُمْدِدْكُم بِأَمْوَٰلٍ وَبَنِينَ وَيَجْعَل لَّكُمْ جَنَّٰتٍ وَيَجْعَل لَّكُمْ أَنْهَٰرًا

    Wayumdidkum biamwalin wabaneena wayajAAal lakum jannatin wayajAAal lakum anharan

    "Sizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın."

  196. 71:13

    مَّا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلَّهِ وَقَارًا

    Ma lakum la tarjoona lillahi waqaran

    "Ne oluyorsunuz ki Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz."

  197. 71:14

    وَقَدْ خَلَقَكُمْ أَطْوَارًا

    Waqad khalaqakum atwaran

    "Oysa sizi merhalelerden geçirerek O yaratmıştır."

  198. 71:15

    أَلَمْ تَرَوْا۟ كَيْفَ خَلَقَ ٱللَّهُ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍ طِبَاقًا

    Alam taraw kayfa khalaqa Allahu sabAAa samawatin tibaqan

    "Allah'ın, göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz?"

  199. 71:16

    وَجَعَلَ ٱلْقَمَرَ فِيهِنَّ نُورًا وَجَعَلَ ٱلشَّمْسَ سِرَاجًا

    WajaAAala alqamara feehinna nooran wajaAAala alshshamsa sirajan

    "Aralarında aya aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır."

  200. 71:17

    وَٱللَّهُ أَنۢبَتَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ نَبَاتًا

    WaAllahu anbatakum mina alardi nabatan

    "Allah sizi yerden bitirir gibi yetiştirmiştir."

  201. 71:18

    ثُمَّ يُعِيدُكُمْ فِيهَا وَيُخْرِجُكُمْ إِخْرَاجًا

    Thumma yuAAeedukum feeha wayukhrijukum ikhrajan

    "Sonra sizi oraya döndürür ve yine oradan çıkarır."

  202. 71:19

    وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ بِسَاطًا

    WaAllahu jaAAala lakumu alarda bisatan

    "Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur."

  203. 71:20

    لِّتَسْلُكُوا۟ مِنْهَا سُبُلًا فِجَاجًا

    Litaslukoo minha subulan fijajan

    "Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur."

  204. 71:21

    قَالَ نُوحٌ رَّبِّ إِنَّهُمْ عَصَوْنِى وَٱتَّبَعُوا۟ مَن لَّمْ يَزِدْهُ مَالُهُۥ وَوَلَدُهُۥٓ إِلَّا خَسَارًا

    Qala noohun rabbi innahum AAasawnee waittabaAAoo man lam yazidhu maluhu wawaladuhu illa khasaran

    Nuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi.

  205. 71:22

    وَمَكَرُوا۟ مَكْرًا كُبَّارًا

    Wamakaroo makran kubbaran

    Nuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi.

  206. 71:23

    وَقَالُوا۟ لَا تَذَرُنَّ ءَالِهَتَكُمْ وَلَا تَذَرُنَّ وَدًّا وَلَا سُوَاعًا وَلَا يَغُوثَ وَيَعُوقَ وَنَسْرًا

    Waqaloo la tatharunna alihatakum wala tatharunna waddan wala suwaAAan wala yaghootha wayaAAooqa wanasran

    İnsanlara: "Sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Suva, Yağus, Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin" dediler.

  207. 71:24

    وَقَدْ أَضَلُّوا۟ كَثِيرًا ۖ وَلَا تَزِدِ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا ضَلَٰلًا

    Waqad adalloo katheeran wala tazidi alththalimeena illa dalalan

    "Böylece birçoğunu saptırdılar; Rabbim! Sen bu zalimlerin sadece şaşkınlığını artır."

  208. 71:25

    مِّمَّا خَطِيٓـَٰٔتِهِمْ أُغْرِقُوا۟ فَأُدْخِلُوا۟ نَارًا فَلَمْ يَجِدُوا۟ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ أَنصَارًا

    Mimma khateeatihim oghriqoo faodkhiloo naran falam yajidoo lahum min dooni Allahi ansaran

    Onlar, günahları yüzünden suda boğuldular; ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcı bulamadılar.

  209. 71:26

    وَقَالَ نُوحٌ رَّبِّ لَا تَذَرْ عَلَى ٱلْأَرْضِ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ دَيَّارًا

    Waqala noohun rabbi la tathar AAala alardi mina alkafireena dayyaran

    Nuh dedi ki: "Rabbim! Yeryüzünde hiçbir inkarcı bırakma."

  210. 71:27

    إِنَّكَ إِن تَذَرْهُمْ يُضِلُّوا۟ عِبَادَكَ وَلَا يَلِدُوٓا۟ إِلَّا فَاجِرًا كَفَّارًا

    Innaka in tatharhum yudilloo AAibadaka wala yalidoo illa fajiran kaffaran

    "Doğrusu Sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve çok inkarcıdan başkasını doğurup yetiştirmezler."

  211. 71:28

    رَّبِّ ٱغْفِرْ لِى وَلِوَٰلِدَىَّ وَلِمَن دَخَلَ بَيْتِىَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ وَلَا تَزِدِ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا تَبَارًۢا

    Rabbi ighfir lee waliwalidayya waliman dakhala baytiya muminan walilmumineena waalmuminati wala tazidi alththalimeena illa tabaran

    "Rabbim! Beni, anamı, babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin de yalnız helakını artır."

  212. Sure Al-Jinn سُورَةُ الجن
  213. 72:1

    بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ أُوحِىَ إِلَىَّ أَنَّهُ ٱسْتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ ٱلْجِنِّ فَقَالُوٓا۟ إِنَّا سَمِعْنَا قُرْءَانًا عَجَبًا

    Qul oohiya ilayya annahu istamaAAa nafarun mina aljinni faqaloo inna samiAAna quranan AAajaban

    De ki: "Cinlerden bir topluluğun Kuran'ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;" "Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız."

  214. 72:2

    يَهْدِىٓ إِلَى ٱلرُّشْدِ فَـَٔامَنَّا بِهِۦ ۖ وَلَن نُّشْرِكَ بِرَبِّنَآ أَحَدًا

    Yahdee ila alrrushdi faamanna bihi walan nushrika birabbina ahadan

    De ki: "Cinlerden bir topluluğun Kuran'ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;" "Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız."

  215. 72:3

    وَأَنَّهُۥ تَعَٰلَىٰ جَدُّ رَبِّنَا مَا ٱتَّخَذَ صَٰحِبَةً وَلَا وَلَدًا

    Waannahu taAAala jaddu rabbina ma ittakhatha sahibatan wala waladan

    "Doğrusu Rabbimizin yüceliği her yücelikten üstündür. O, zevce ve çocuk edinmemiştir."

  216. 72:4

    وَأَنَّهُۥ كَانَ يَقُولُ سَفِيهُنَا عَلَى ٱللَّهِ شَطَطًا

    Waannahu kana yaqoolu safeehuna AAala Allahi shatatan

    "Doğrusu aramızdaki beyinsiz, Allah'a karşı yalanlar uyduruyordu."

  217. 72:5

    وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن تَقُولَ ٱلْإِنسُ وَٱلْجِنُّ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا

    Waanna thananna an lan taqoola alinsu waaljinnu AAala Allahi kathiban

    "Doğrusu insanların ve cinlerin Allah'a karşı yalan uydurabileceklerini sanmazdık."

  218. 72:6

    وَأَنَّهُۥ كَانَ رِجَالٌ مِّنَ ٱلْإِنسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِّنَ ٱلْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًا

    Waannahu kana rijalun mina alinsi yaAAoothoona birijalin mina aljinni fazadoohum rahaqan

    "Gerçekten, bir takım insanlar, cinlerin bir takımına sığınırlardı da onların azgınlıklarını artırırlardı."

  219. 72:7

    وَأَنَّهُمْ ظَنُّوا۟ كَمَا ظَنَنتُمْ أَن لَّن يَبْعَثَ ٱللَّهُ أَحَدًا

    Waannahum thannoo kama thanantum an lan yabAAatha Allahu ahadan

    "Doğrusu, onlar da sizin, Allah'ın kimseyi yeniden diriltmeyeceğinizi sandığınız gibi sanıda bulunmuşlardı."

  220. 72:8

    وَأَنَّا لَمَسْنَا ٱلسَّمَآءَ فَوَجَدْنَٰهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَدِيدًا وَشُهُبًا

    Waanna lamasna alssamaa fawajadnaha muliat harasan shadeedan washuhuban

    "Doğrusu biz göğü yokladık; onu sert bekçiler ve kayan ateşlerle (ışınlarla) doldurulmuş bulduk."

  221. 72:9

    وَأَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَٰعِدَ لِلسَّمْعِ ۖ فَمَن يَسْتَمِعِ ٱلْـَٔانَ يَجِدْ لَهُۥ شِهَابًا رَّصَدًا

    Waanna kunna naqAAudu minha maqaAAida lilssamAAi faman yastamiAAi alana yajid lahu shihaban rasadan

    "Doğrusu biz, göğün dinleyebileceğimiz bir yerinde otururduk; ama şimdi kim dinleyecek olsa, kendisini gözleyen bir ateş (ışın) buluyor."

  222. 72:10

    وَأَنَّا لَا نَدْرِىٓ أَشَرٌّ أُرِيدَ بِمَن فِى ٱلْأَرْضِ أَمْ أَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًا

    Waanna la nadree asharrun oreeda biman fee alardi am arada bihim rabbuhum rashadan

    "Yeryüzünde olanlara kötülük mü murad edildi, yahut Rableri onlara bir iyilik mi dilemiştir, doğrusu biz bilemeyiz."

  223. 72:11

    وَأَنَّا مِنَّا ٱلصَّٰلِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذَٰلِكَ ۖ كُنَّا طَرَآئِقَ قِدَدًا

    Waanna minna alssalihoona waminna doona thalika kunna taraiqa qidadan

    "Doğrusu aramızda iyiler de vardır, bundan aşağı bulunanlar da vardır. Biz, türlü türlü yolda olan topluluklardık."

  224. 72:12

    وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن نُّعْجِزَ ٱللَّهَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَن نُّعْجِزَهُۥ هَرَبًا

    Wanna thananna an lan nuAAjiza Allaha fee alardi walan nuAAjizahu haraban

    "Yeryüzünde kalsak da Allah'ı aciz bırakamayacağımız, başka yere kaçsak da, O'nu aciz kılamayacağımız gerçeğini şüphesiz anladık."

  225. 72:13

    وَأَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا ٱلْهُدَىٰٓ ءَامَنَّا بِهِۦ ۖ فَمَن يُؤْمِنۢ بِرَبِّهِۦ فَلَا يَخَافُ بَخْسًا وَلَا رَهَقًا

    Waanna lamma samiAAna alhuda amanna bihi faman yumin birabbihi fala yakhafu bakhsan wala rahaqan

    "Şüphesiz, doğruluk rehberi olan Kuran'ı dinlediğimizde ona inandık; kim Rabbine inanırsa, o, ecrinin eksiltileceğinden ve kendisine haksızlık edileceğinden korkmaz."

  226. 72:14

    وَأَنَّا مِنَّا ٱلْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا ٱلْقَٰسِطُونَ ۖ فَمَنْ أَسْلَمَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ تَحَرَّوْا۟ رَشَدًا

    Waanna minna almuslimoona waminna alqasitoona faman aslama faolaika taharraw rashadan

    "İçimizde, kendini Allah'a vermiş olanlar da, yazık edenler de vardır. Kendini Allah'a veren kimseler, işte onlar, doğru yolu arayanlar, ona layık olanlardır."

  227. 72:15

    وَأَمَّا ٱلْقَٰسِطُونَ فَكَانُوا۟ لِجَهَنَّمَ حَطَبًا

    Waama alqasitoona fakanoo lijahannama hataban

    "Kendilerine yazık edenlere gelince; onlar, cehennemin odunları oldular."

  228. 72:16

    وَأَلَّوِ ٱسْتَقَٰمُوا۟ عَلَى ٱلطَّرِيقَةِ لَأَسْقَيْنَٰهُم مَّآءً غَدَقًا

    Waallawi istaqamoo AAala alttareeqati laasqaynahum maan ghadaqan

    Ama doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.

  229. 72:17

    لِّنَفْتِنَهُمْ فِيهِ ۚ وَمَن يُعْرِضْ عَن ذِكْرِ رَبِّهِۦ يَسْلُكْهُ عَذَابًا صَعَدًا

    Linaftinahum feehi waman yuAArid AAan thikri rabbihi yaslukhu AAathaban saAAadan

    Ama doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.

  230. 72:18

    وَأَنَّ ٱلْمَسَٰجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدْعُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ أَحَدًا

    Waanna almasajida lillahi fala tadAAoo maAAa Allahi ahadan

    Mescidler şüphesiz Allah'ındır, öyleyse oralarda Allah'a yalvarırken başkasını katmayın.

  231. 72:19

    وَأَنَّهُۥ لَمَّا قَامَ عَبْدُ ٱللَّهِ يَدْعُوهُ كَادُوا۟ يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًا

    Waannahu lamma qama AAabdu Allahi yadAAoohu kadoo yakoonoona AAalayhi libadan

    Allah'ın kulu Muhammed, O'na yalvarmak, namaz kılmak için kalkınca, nerdeyse, çevresinde keçeleşirler, birbirlerine girerlerdi.

  232. 72:20

    قُلْ إِنَّمَآ أَدْعُوا۟ رَبِّى وَلَآ أُشْرِكُ بِهِۦٓ أَحَدًا

    Qul innama adAAoo rabbee wala oshriku bihi ahadan

    De ki: "Ben sadece Rabbime yalvarırım ve O'na kimseyi ortak koşmam."

  233. 72:21

    قُلْ إِنِّى لَآ أَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا

    Qul innee la amliku lakum darran wala rashadan

    De ki: "Ben size zarar vermeye de iyilik yapmaya da kadir değilim."

  234. 72:22

    قُلْ إِنِّى لَن يُجِيرَنِى مِنَ ٱللَّهِ أَحَدٌ وَلَنْ أَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلْتَحَدًا

    Qul innee lan yujeeranee mina Allahi ahadun walan ajida min doonihi multahadan

    De ki: "Beni kimse Allah'a karşı savunamaz ve ben O'ndan başka bir sığınak bulamam."

  235. 72:23

    إِلَّا بَلَٰغًا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِسَٰلَٰتِهِۦ ۚ وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَإِنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا

    Illa balaghan mina Allahi warisalatihi waman yaAAsi Allaha warasoolahu fainna lahu nara jahannama khalideena feeha abadan

    "Benim yaptığım yalnız, Allah katından olanı, O'nun gönderdiklerini tebliğdir. Allah'a ve Peygamberine kim karşı gelirse ona, içinde sonsuz ve temelli kalınacak cehennem ateşi vardır."

  236. 72:24

    حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوْا۟ مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ أَضْعَفُ نَاصِرًا وَأَقَلُّ عَدَدًا

    Hatta itha raaw ma yooAAadoona fasayaAAlamoona man adAAafu nasiran waaqallu AAadadan

    Sonunda, kendilerine söz verileni gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha güçsüz ve sayısının daha az olduğunu bileceklerdir.

  237. 72:25

    قُلْ إِنْ أَدْرِىٓ أَقَرِيبٌ مَّا تُوعَدُونَ أَمْ يَجْعَلُ لَهُۥ رَبِّىٓ أَمَدًا

    Qul in adree aqareebun ma tooAAadoona am yajAAalu lahu rabbee amadan

    De ki: Size söz verilen yakın mıdır, yoksa Rabbim onu uzun süreli mi kılmıştır ben bilmem."

  238. 72:26

    عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ فَلَا يُظْهِرُ عَلَىٰ غَيْبِهِۦٓ أَحَدًا

    AAalimu alghaybi fala yuthhiru AAala ghaybihi ahadan

    Görülmeyeni bilen Allah, görülmeyene kimseyi muttali kılmaz.

  239. 72:27

    إِلَّا مَنِ ٱرْتَضَىٰ مِن رَّسُولٍ فَإِنَّهُۥ يَسْلُكُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦ رَصَدًا

    Illa mani irtada min rasoolin fainnahu yasluku min bayni yadayhi wamin khalfihi rasadan

    Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar.

  240. 72:28

    لِّيَعْلَمَ أَن قَدْ أَبْلَغُوا۟ رِسَٰلَٰتِ رَبِّهِمْ وَأَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَأَحْصَىٰ كُلَّ شَىْءٍ عَدَدًۢا

    LiyaAAlama an qad ablaghoo risalati rabbihim waahata bima ladayhim waahsa kulla shayin AAadadan

    Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar.

  241. Sure Al-Muzzammil سُورَةُ المزمل
  242. 73:1

    بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمُزَّمِّلُ

    Ya ayyuha almuzzammilu

    Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.

  243. 73:2

    قُمِ ٱلَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا

    Qumi allayla illa qaleelan

    Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.

  244. 73:3

    نِّصْفَهُۥٓ أَوِ ٱنقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا

    Nisfahu awi onqus minhu qaleelan

    Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.

  245. 73:4

    أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ ٱلْقُرْءَانَ تَرْتِيلًا

    Aw zid AAalayhi warattili alqurana tarteelan

    Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.

  246. 73:5

    إِنَّا سَنُلْقِى عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا

    Inna sanulqee AAalayka qawlan thaqeelan

    Doğrusu Biz, sana, taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz.

  247. 73:6

    إِنَّ نَاشِئَةَ ٱلَّيْلِ هِىَ أَشَدُّ وَطْـًٔا وَأَقْوَمُ قِيلًا

    Inna nashiata allayli hiya ashaddu watan waaqwamu qeelan

    şüphesiz, gece kalkışı daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir.

  248. 73:7

    إِنَّ لَكَ فِى ٱلنَّهَارِ سَبْحًا طَوِيلًا

    Inna laka fee alnnahari sabhan taweelan

    Çünkü gündüz, seni uzun uzun alıkoyacak işler vardır.

  249. 73:8

    وَٱذْكُرِ ٱسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ إِلَيْهِ تَبْتِيلًا

    Waothkuri isma rabbika watabattal ilayhi tabteelan

    Rabbinin adını an; herşeyi bırakıp yalnız O'na yönel,

  250. 73:9

    رَّبُّ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱتَّخِذْهُ وَكِيلًا

    Rabbu almashriqi waalmaghribi la ilaha illa huwa faittakhithhu wakeelan

    O, doğunun ve batının Rabbidir; O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse O'nu vekil tut.

  251. 73:10

    وَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱهْجُرْهُمْ هَجْرًا جَمِيلًا

    Waisbir AAala ma yaqooloona waohjurhum hajran jameelan

    Onların söylediklerine sabret, yanlarından güzellikle ayrıl.

  252. 73:11

    وَذَرْنِى وَٱلْمُكَذِّبِينَ أُو۟لِى ٱلنَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَلِيلًا

    Watharnee waalmukaththibeena olee alnnaAAmati wamahhilhum qaleelan

    Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları Bana bırak; onlara az bir mehil ver.

  253. 73:12

    إِنَّ لَدَيْنَآ أَنكَالًا وَجَحِيمًا

    Inna ladayna ankalan wajaheeman

    Şüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır.

  254. 73:13

    وَطَعَامًا ذَا غُصَّةٍ وَعَذَابًا أَلِيمًا

    WataAAaman tha ghussatin waAAathaban aleeman

    Şüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır.

  255. 73:14

    يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ وَكَانَتِ ٱلْجِبَالُ كَثِيبًا مَّهِيلًا

    Yawma tarjufu alardu waaljibalu wakanati aljibalu katheeban maheelan

    Kıyametin koptuğu gün, yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar, yumuşak kum yığını haline gelir.

  256. 73:15

    إِنَّآ أَرْسَلْنَآ إِلَيْكُمْ رَسُولًا شَٰهِدًا عَلَيْكُمْ كَمَآ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ رَسُولًا

    Inna arsalna ilaykum rasoolan shahidan AAalaykum kama arsalna ila firAAawna rasoolan

    Firavun'a bir peygamber gönderdiğimiz gibi, size de, hakkınızda şahidlik edecek bir peygamber gönderdik.

  257. 73:16

    فَعَصَىٰ فِرْعَوْنُ ٱلرَّسُولَ فَأَخَذْنَٰهُ أَخْذًا وَبِيلًا

    FaAAasa firAAawnu alrrasoola faakhathnahu akhthan wabeelan

    Ama Firavun o peygambere karşı gelmişti de onu çok ağır bir şekilde tutup cezalandırmıştık.

  258. 73:17

    فَكَيْفَ تَتَّقُونَ إِن كَفَرْتُمْ يَوْمًا يَجْعَلُ ٱلْوِلْدَٰنَ شِيبًا

    Fakayfa tattaqoona in kafartum yawman yajAAalu alwildana sheeban

    Eğer inkar ederseniz, gençleri ihtiyarlatan günden nasıl korunursunuz?

  259. 73:18

    ٱلسَّمَآءُ مُنفَطِرٌۢ بِهِۦ ۚ كَانَ وَعْدُهُۥ مَفْعُولًا

    Alssamao munfatirun bihi kana waAAduhu mafAAoolan

    O günün şiddetiyle gök bile parçalanır. O'nun sözü yerine gelir.

  260. 73:19

    إِنَّ هَٰذِهِۦ تَذْكِرَةٌ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًا

    Inna hathihi tathkiratun faman shaa ittakhatha ila rabbihi sabeelan

    Doğrusu bu anlatılanlar birer öğüttür. Dileyen kimse, Rabbine doğru giden bir yol tutar.

  261. 73:20

    ۞ إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَىٰ مِن ثُلُثَىِ ٱلَّيْلِ وَنِصْفَهُۥ وَثُلُثَهُۥ وَطَآئِفَةٌ مِّنَ ٱلَّذِينَ مَعَكَ ۚ وَٱللَّهُ يُقَدِّرُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ ۚ عَلِمَ أَن لَّن تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ ۖ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ ۚ عَلِمَ أَن سَيَكُونُ مِنكُم مَّرْضَىٰ ۙ وَءَاخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِى ٱلْأَرْضِ يَبْتَغُونَ مِن فَضْلِ ٱللَّهِ ۙ وَءَاخَرُونَ يُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ۖ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ ۚ وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَقْرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا ۚ وَمَا تُقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيْرًا وَأَعْظَمَ أَجْرًا ۚ وَٱسْتَغْفِرُوا۟ ٱللَّهَ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌۢ

    Inna rabbaka yaAAlamu annaka taqoomu adna min thuluthayi allayli wanisfahu wathuluthahu wataifatun mina allatheena maAAaka waAllahu yuqaddiru allayla waalnnahara AAalima an lan tuhsoohu fataba AAalaykum faiqraoo ma tayassara mina alqurani AAalima an sayakoonu minkum marda waakharoona yadriboona fee alardi yabtaghoona min fadli Allahi waakharoona yuqatiloona fee sabeeli Allahi faiqraoo ma tayassara minhu waaqeemoo alssalata waatoo alzzakata waaqridoo Allaha qardan hasanan wama tuqaddimoo lianfusikum min khayrin tajidoohu AAinda Allahi huwa khayran waaAAthama ajran waistaghfiroo Allaha inna Allaha ghafoorun raheemun

    Şüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı ve üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer; sizin bu vakitleri takdir edemeyeceğinizi bildiğinden tevbenizi kabul etmiştir. Artık, Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; Allah, içinizden, hasta olanları, Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir. Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a güzel ödünç takdiminde bulunun; kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük ecir olarak Allah katında bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin; Allah elbette bağışlar ve merhamet eder.

  262. Sure Al-Muddaththir سُورَةُ المدثر
  263. 74:1

    بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ

    Ya ayyuha almuddaththiru

    Ey örtüye bürünen!

  264. 74:2

    قُمْ فَأَنذِرْ

    Qum faanthir

    Kalk da uyar.

  265. 74:3

    وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ

    Warabbaka fakabbir

    Rabbini yücelt.

  266. 74:4

    وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ

    Wathiyabaka fatahhir

    Giydiklerini temiz tut.

  267. 74:5

    وَٱلرُّجْزَ فَٱهْجُرْ

    Waalrrujza faohjur

    Kötü şeyleri terke devam et.

  268. 74:6

    وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ

    Wala tamnun tastakthiru

    Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.

  269. 74:7

    وَلِرَبِّكَ فَٱصْبِرْ

    Walirabbika faisbir

    Rabbin için sabret.

  270. 74:8

    فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ

    Faitha nuqira fee alnnaqoori

    Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.

  271. 74:9

    فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ

    Fathalika yawmaithin yawmun AAaseerun

    Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.

  272. 74:10

    عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ

    AAala alkafireena ghayru yaseerin

    Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.

  273. 74:11

    ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا

    Tharnee waman khalaqtu waheedan

    Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.

  274. 74:12

    وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًا مَّمْدُودًا

    WajaAAaltu lahu malan mamdoodan

    Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.

  275. 74:13

    وَبَنِينَ شُهُودًا

    Wabaneena shuhoodan

    Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.

  276. 74:14

    وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًا

    Wamahhadtu lahu tamheedan

    Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.

  277. 74:15

    ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ

    Thumma yatmaAAu an azeeda

    Bir de verdiğim nimetten artırmamı umar;

  278. 74:16

    كَلَّآ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِـَٔايَٰتِنَا عَنِيدًا

    Kalla innahu kana liayatina AAaneedan

    Hayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır.

  279. 74:17

    سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا

    Saorhiquhu saAAoodan

    Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.

  280. 74:18

    إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ

    Innahu fakkara waqaddara

    Çünkü o, düşündü, ölçtü biçti;

  281. 74:19

    فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

    Faqutila kayfa qaddara

    Canı çıkası, ne biçim ölçüp biçti!

  282. 74:20

    ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

    Thumma qutila kayfa qaddara

    Canı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti!

  283. 74:21

    ثُمَّ نَظَرَ

    Thumma nathara

    Sonra baktı;

  284. 74:22

    ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ

    Thumma AAabasa wabasara

    Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı;

  285. 74:23

    ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ

    Thumma adbara waistakbara

    Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı.

  286. 74:24

    فَقَالَ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ

    Faqala in hatha illa sihrun yutharu

    "Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.

  287. 74:25

    إِنْ هَٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ

    In hatha illa qawlu albashari

    "Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.

  288. 74:26

    سَأُصْلِيهِ سَقَرَ

    Saosleehi saqara

    İşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım.

  289. 74:27

    وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ

    Wama adraka ma saqaru

    Yakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin?

  290. 74:28

    لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ

    La tubqee wala tatharu

    O, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer.

  291. 74:29

    لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ

    Lawwahatun lilbashari

    İnsanın derisini kavurur;

  292. 74:30

    عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ

    AAalayha tisAAata AAashara

    Orada ondokuz bekçi vardır.

  293. 74:31

    وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَٰٓئِكَةً ۙ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَٰنًا ۙ وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۚ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ ۚ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ

    Wama jaAAalna ashaba alnnari illa malaikatan wama jaAAalna AAiddatahum illa fitnatan lillatheena kafaroo liyastayqina allatheena ootoo alkitaba wayazdada allatheena amanoo eemanan wala yartaba allatheena ootoo alkitaba waalmuminoona waliyaqoola allatheena fee quloobihim maradun waalkafiroona matha arada Allahu bihatha mathalan kathalika yudillu Allahu man yashao wayahdee man yashao wama yaAAlamu junooda rabbika illa huwa wama hiya illa thikra lilbashari

    Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.

  294. 74:32

    كَلَّا وَٱلْقَمَرِ

    Kalla waalqamari

    Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

  295. 74:33

    وَٱلَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ

    Waallayli ith adbara

    Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

  296. 74:34

    وَٱلصُّبْحِ إِذَآ أَسْفَرَ

    Waalssubhi itha asfara

    Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

  297. 74:35

    إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ

    Innaha laihda alkubari

    Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

  298. 74:36

    نَذِيرًا لِّلْبَشَرِ

    Natheeran lilbashari

    Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

  299. 74:37

    لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ

    Liman shaa minkum an yataqaddama aw yataakhkhara

    Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

  300. 74:38

    كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ

    Kullu nafsin bima kasabat raheenatun

    Herkes kazancına bağlı bir rehindir;

  301. 74:39

    إِلَّآ أَصْحَٰبَ ٱلْيَمِينِ

    Illa ashaba alyameeni

    Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.

  302. 74:40

    فِى جَنَّٰتٍ يَتَسَآءَلُونَ

    Fee jannatin yatasaaloona

    Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.

  303. 74:41

    عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ

    AAani almujrimeena

    Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.

  304. 74:42

    مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ

    Ma salakakum fee saqara

    Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.

  305. 74:43

    قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ

    Qaloo lam naku mina almusalleena

    Onlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik."

  306. 74:44

    وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ

    Walam naku nutAAimu almiskeena

    "Düşkün kimseyi doyurmuyorduk."

  307. 74:45

    وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ

    Wakunna nakhoodu maAAa alkhaideena

    "Batıla dalanlarla biz de dalardık."

  308. 74:46

    وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ

    Wakunna nukaththibu biyawmi alddeeni

    "Ceza gününü yalanlardık."

  309. 74:47

    حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ

    Hatta atana alyaqeenu

    "Ölüm bize o haldeyken geldi."

  310. 74:48

    فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ

    Fama tanfaAAuhum shafaAAatu alshshafiAAeena

    Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez.

  311. 74:49

    فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ

    Fama lahum AAani alttathkirati muAArideena

    Öyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar?

  312. 74:50

    كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ

    Kaannahum humurun mustanfiratun

    Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.

  313. 74:51

    فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ

    Farrat min qaswaratin

    Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.

  314. 74:52

    بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً

    Bal yureedu kullu imriin minhum an yuta suhufan munashsharatan

    Hayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.

  315. 74:53

    كَلَّا ۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ

    Kalla bal la yakhafoona alakhirata

    Hayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar.

  316. 74:54

    كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌ

    Kalla innahu tathkiratun

    Hayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür.

  317. 74:55

    فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

    Faman shaa thakarahu

    Dileyen kimse öğüt alır.

  318. 74:56

    وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ

    Wama yathkuroona illa an yashaa Allahu huwa ahlu alttaqwa waahlu almaghfirati

    Allah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir.

  319. Sure Al-Qiyaama سُورَةُ القيامة
  320. 75:1

    بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ

    La oqsimu biyawmi alqiyamati

    Kıyamet gününe yemin ederim.

  321. 75:2

    وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ

    Wala oqsimu bialnnafsi allawwamati

    Ve nedamet çeken nefse yemin ederim.

  322. 75:3

    أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ

    Ayahsabu alinsanu allan najmaAAa AAithamahu

    İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor?

  323. 75:4

    بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ

    Bala qadireena AAala an nusawwiya bananahu

    Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz.

  324. 75:5

    بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ

    Bal yureedu alinsanu liyafjura amamahu

    Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.

  325. 75:6

    يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَٰمَةِ

    Yasalu ayyana yawmu alqiyamati

    Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.

  326. 75:7

    فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ

    Faitha bariqa albasaru

    Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

  327. 75:8

    وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ

    Wakhasafa alqamaru

    Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

  328. 75:9

    وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ

    WajumiAAa alshshamsu waalqamaru

    Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

  329. 75:10

    يَقُولُ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ

    Yaqoolu alinsanu yawmaithin ayna almafarru

    Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

  330. 75:11

    كَلَّا لَا وَزَرَ

    Kalla la wazara

    Hayır; hayır; bir sığınak yoktur.

  331. 75:12

    إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ

    Ila rabbika yawmaithin almustaqarru

    O gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun.

  332. 75:13

    يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ

    Yunabbao alinsanu yawmaithin bima qaddama waakhkhara

    O gün, insanoğluna önde ve sonda yaptığı ne varsa bildirilir.

  333. 75:14

    بَلِ ٱلْإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌ

    Bali alinsanu AAala nafsihi baseeratun

    Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.

  334. 75:15

    وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ

    Walaw alqa maAAatheerahu

    Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.

  335. 75:16

    لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ

    La tuharrik bihi lisanaka litaAAjala bihi

    Cebrail sana Kuran okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme, yalnız dinle.

  336. 75:17

    إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ

    Inna AAalayna jamAAahu waquranahu

    Doğrusu o vahyolunanı kalbine yerleştirmek ve onu sana okutturmak Bize düşer.

  337. 75:18

    فَإِذَا قَرَأْنَٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ

    Faitha qaranahu faittabiAA quranahu

    Biz onu Cebrail'e okuttuğumuz zaman, onun okumasını dinle.

  338. 75:19

    ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ

    Thumma inna AAalayna bayanahu

    Sonra onu sana açıklamak Bize düşer.

  339. 75:20

    كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ

    Kalla bal tuhibboona alAAajilata

    Hayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz.

  340. 75:21

    وَتَذَرُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ

    Watatharoona alakhirata

    Ahireti bırakırsınız.

  341. 75:22

    وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ

    Wujoohun yawmaithin nadiratun

    O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.

  342. 75:23

    إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌ

    Ila rabbiha nathiratun

    O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.

  343. 75:24

    وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌ

    Wawujoohun yawmaithin basiratun

    O gün bir takım yüzler de asıktır.

  344. 75:25

    تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ

    Tathunnu an yufAAala biha faqiratun

    Kendisinin belkemiğinin kırılacağını sanır.

  345. 75:26

    كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ

    Kalla itha balaghati alttaraqiya

    Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.

  346. 75:27

    وَقِيلَ مَنْ ۜ رَاقٍ

    Waqeela man raqin

    Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.

  347. 75:28

    وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلْفِرَاقُ

    Wathanna annahu alfiraqu

    Artık ayrılık vaktinin geldiğini sanır.

  348. 75:29

    وَٱلْتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ

    Wailtaffati alssaqu bialssaqi

    Bacaklar birbirine dolaşır.

  349. 75:30

    إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ

    Ila rabbika yawmaithin almasaqu

    O gün sevk Rabbin huzurunadır.

  350. 75:31

    فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ

    Fala saddaqa wala salla

    O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.

  351. 75:32

    وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ

    Walakin kaththaba watawalla

    O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.

  352. 75:33

    ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ

    Thumma thahaba ila ahlihi yatamatta

    O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.

  353. 75:34

    أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ

    Awla laka faawla

    Sana yazıklar olsun, yazıklar!

  354. 75:35

    ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ

    Thumma awla laka faawla

    Daha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar!

  355. 75:36

    أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى

    Ayahsabu alinsanu an yutraka sudan

    İnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?

  356. 75:37

    أَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِّن مَّنِىٍّ يُمْنَىٰ

    Alam yaku nutfatan min manayyin yumna

    O, katılan bir meni damlası değil miydi?

  357. 75:38

    ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ

    Thumma kana AAalaqatan fakhalaqa fasawwa

    Sonra kan pıhtısı olmuş, sonra Allah onu yaratıp şekil vermişti.

  358. 75:39

    فَجَعَلَ مِنْهُ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ

    FajaAAala minhu alzzawjayni alththakara waalontha

    Ondan, erkek, dişi iki cins yaratmıştı.

  359. 75:40

    أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْـِۧىَ ٱلْمَوْتَىٰ

    Alaysa thalika biqadirin AAala an yuhyiya almawta

    Bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? Elbette yeter.

  360. Sure Al-Insaan سُورَةُ الانسان
  361. 76:1

    بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ هَلْ أَتَىٰ عَلَى ٱلْإِنسَٰنِ حِينٌ مِّنَ ٱلدَّهْرِ لَمْ يَكُن شَيْـًٔا مَّذْكُورًا

    Hal ata AAala alinsani heenun mina alddahri lam yakun shayan mathkooran

    İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir?

  362. 76:2

    إِنَّا خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن نُّطْفَةٍ أَمْشَاجٍ نَّبْتَلِيهِ فَجَعَلْنَٰهُ سَمِيعًۢا بَصِيرًا

    Inna khalaqna alinsana min nutfatin amshajin nabtaleehi fajaAAalnahu sameeAAan baseeran

    Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden, onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır.

  363. 76:3

    إِنَّا هَدَيْنَٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا

    Inna hadaynahu alssabeela imma shakiran waimma kafooran

    Şüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük.

  364. 76:4

    إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ سَلَٰسِلَا۟ وَأَغْلَٰلًا وَسَعِيرًا

    Inna aAAtadna lilkafireena salasila waaghlalan wasaAAeeran

    Doğrusu, inkarcılar için zincirler, demir halkalar ve çılgın alevli cehennem hazırladık.

  365. 76:5

    إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِن كَأْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا

    Inna alabrara yashraboona min kasin kana mizajuha kafooran

    Şüphesiz iyiler kafur katılmış bir tastan içerler.

  366. 76:6

    عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ ٱللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجِيرًا

    AAaynan yashrabu biha AAibadu Allahi yufajjiroonaha tafjeeran

    Bu ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır.

  367. 76:7

    يُوفُونَ بِٱلنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًا كَانَ شَرُّهُۥ مُسْتَطِيرًا

    Yoofoona bialnnathri wayakhafoona yawman kana sharruhu mustateeran

    Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar.

  368. 76:8

    وَيُطْعِمُونَ ٱلطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ مِسْكِينًا وَيَتِيمًا وَأَسِيرًا

    WayutAAimona alttaAAama AAala hubbihi miskeenan wayateeman waaseeran

    Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve esire yedirirler.

  369. 76:9

    إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ ٱللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنكُمْ جَزَآءً وَلَا شُكُورًا

    Innama nutAAimukum liwajhi Allahi la nureedu minkum jazaan wala shukooran

    "Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.

  370. 76:10

    إِنَّا نَخَافُ مِن رَّبِّنَا يَوْمًا عَبُوسًا قَمْطَرِيرًا

    Inna nakhafu min rabbina yawman AAaboosan qamtareeran

    "Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.

  371. 76:11

    فَوَقَىٰهُمُ ٱللَّهُ شَرَّ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمِ وَلَقَّىٰهُمْ نَضْرَةً وَسُرُورًا

    Fawaqahumu Allahu sharra thalika alyawmi walaqqahum nadratan wasurooran

    Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur; onların yüzüne parlaklık ve neşe verir.

  372. 76:12

    وَجَزَىٰهُم بِمَا صَبَرُوا۟ جَنَّةً وَحَرِيرًا

    Wajazahum bima sabaroo jannatan wahareeran

    Sabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir.

  373. 76:13

    مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ ۖ لَا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَرِيرًا

    Muttakieena feeha AAala alaraiki la yarawna feeha shamsan wala zamhareeran

    Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler.

  374. 76:14

    وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَٰلُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْلِيلًا

    Wadaniyatan AAalayhim thilaluha wathullilat qutoofuha tathleelan

    Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır.

  375. 76:15

    وَيُطَافُ عَلَيْهِم بِـَٔانِيَةٍ مِّن فِضَّةٍ وَأَكْوَابٍ كَانَتْ قَوَارِيرَا۠

    Wayutafu AAalayhim bianiyatin min fiddatin waakwabin kanat qawareera

    Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır.

  376. 76:16

    قَوَارِيرَا۟ مِن فِضَّةٍ قَدَّرُوهَا تَقْدِيرًا

    Qawareera min fiddatin qaddarooha taqdeeran

    Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar.

  377. 76:17

    وَيُسْقَوْنَ فِيهَا كَأْسًا كَانَ مِزَاجُهَا زَنجَبِيلًا

    Wayusqawna feeha kasan kana mizajuha zanjabeelan

    Orada, zencefil karışık bir tasla içirilirler.

  378. 76:18

    عَيْنًا فِيهَا تُسَمَّىٰ سَلْسَبِيلًا

    AAaynan feeha tusamma salsabeelan

    O pınara "Selsebil" denir.

  379. 76:19

    ۞ وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ إِذَا رَأَيْتَهُمْ حَسِبْتَهُمْ لُؤْلُؤًا مَّنثُورًا

    Wayatoofu AAalayhim wildanun mukhalladoona itha raaytahum hasibtahum luluan manthooran

    Yanlarında ölümsüz gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın.

  380. 76:20

    وَإِذَا رَأَيْتَ ثَمَّ رَأَيْتَ نَعِيمًا وَمُلْكًا كَبِيرًا

    Waitha raayta thamma raayta naAAeeman wamulkan kabeeran

    Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.

  381. 76:21

    عَٰلِيَهُمْ ثِيَابُ سُندُسٍ خُضْرٌ وَإِسْتَبْرَقٌ ۖ وَحُلُّوٓا۟ أَسَاوِرَ مِن فِضَّةٍ وَسَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ شَرَابًا طَهُورًا

    AAaliyahum thiyabu sundusin khudrun waistabraqun wahulloo asawira min fiddatin wasaqahum rabbuhum sharaban tahooran

    Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir Rableri onlara tertemiz içecekler içirir.

  382. 76:22

    إِنَّ هَٰذَا كَانَ لَكُمْ جَزَآءً وَكَانَ سَعْيُكُم مَّشْكُورًا

    Inna hatha kana lakum jazaan wakana saAAyukum mashkooran

    "İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer" denir.

  383. 76:23

    إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ ٱلْقُرْءَانَ تَنزِيلًا

    Inna nahnu nazzalna AAalayka alqurana tanzeelan

    Kuran'ı sana indiren şüphesiz Biziz.

  384. 76:24

    فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ ءَاثِمًا أَوْ كَفُورًا

    Faisbir lihukmi rabbika wala tutiAA minhum athiman aw kafooran

    Rabbinin hükmüne kadar sabret; onların günah işleyen ve inkarcı olanlarına uyma.

  385. 76:25

    وَٱذْكُرِ ٱسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَأَصِيلًا

    Waothkuri isma rabbika bukratan waaseelan

    Rabbinin adını sabah akşam an.

  386. 76:26

    وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَٱسْجُدْ لَهُۥ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوِيلًا

    Wamina allayli faosjud lahu wasabbihhu laylan taweelan

    Geceleyin O'na secde et; O'nu geceleri uzun uzun tesbih et.

  387. 76:27

    إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ يُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَآءَهُمْ يَوْمًا ثَقِيلًا

    Inna haolai yuhibboona alAAajilata wayatharoona waraahum yawman thaqeelan

    Doğrusu insanlar, çabuk elde edilen dünya nimetlerini severler de ağırlığı çekilmez günü arkalarında bırakırlar.

  388. 76:28

    نَّحْنُ خَلَقْنَٰهُمْ وَشَدَدْنَآ أَسْرَهُمْ ۖ وَإِذَا شِئْنَا بَدَّلْنَآ أَمْثَٰلَهُمْ تَبْدِيلًا

    Nahnu khalaqnahum washadadna asrahum waitha shina baddalna amthalahum tabdeelan

    Onları yaratan, mafsallarını pekiştiren Biziz; dilersek onları benzerleri ile değiştiriveririz.

  389. 76:29

    إِنَّ هَٰذِهِۦ تَذْكِرَةٌ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًا

    Inna hathihi tathkiratun faman shaa ittakhatha ila rabbihi sabeelan

    Bu sadece bir öğüttür; dileyen, Rabbine giden yolu tutar.

  390. 76:30

    وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا

    Wama tashaoona illa an yashaa Allahu inna Allaha kana AAaleeman hakeeman

    Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim'dir.

  391. 76:31

    يُدْخِلُ مَن يَشَآءُ فِى رَحْمَتِهِۦ ۚ وَٱلظَّٰلِمِينَ أَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًۢا

    Yudkhilu man yashao fee rahmatihi waalththalimeena aAAadda lahum AAathaban aleeman

    Dilediğine rahmet eder. Zalimlere, işte onlara, can yakıcı bir azap hazırlamıştır.

  392. Sure Al-Mursalaat سُورَةُ المرسلات
  393. 77:1

    بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلْمُرْسَلَٰتِ عُرْفًا

    Waalmursalati AAurfan

    Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

  394. 77:2

    فَٱلْعَٰصِفَٰتِ عَصْفًا

    FaalAAasifati AAasfan

    Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

  395. 77:3

    وَٱلنَّٰشِرَٰتِ نَشْرًا

    Waalnnashirati nashran

    Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

  396. 77:4

    فَٱلْفَٰرِقَٰتِ فَرْقًا

    Faalfariqati farqan

    Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

  397. 77:5

    فَٱلْمُلْقِيَٰتِ ذِكْرًا

    Faalmulqiyati thikran

    Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

  398. 77:6

    عُذْرًا أَوْ نُذْرًا

    AAuthran aw nuthran

    Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

  399. 77:7

    إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌ

    Innama tooAAadoona lawaqiAAun

    Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

  400. 77:8

    فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتْ

    Faitha alnnujoomu tumisat

    Yıldızların ışığı giderildiği zaman,

  401. 77:9

    وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتْ

    Waitha alssamao furijat

    Gök yarıldığı zaman,

  402. 77:10

    وَإِذَا ٱلْجِبَالُ نُسِفَتْ

    Waitha aljibalu nusifat

    Dağlar pamuk gibi atıldığı zaman,

  403. 77:11

    وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتْ

    Waitha alrrusulu oqqitat

    Peygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman;

  404. 77:12

    لِأَىِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ

    Liayyi yawmin ojjilat

    Bu, hangi güne bırakılmıştı?

  405. 77:13

    لِيَوْمِ ٱلْفَصْلِ

    Liyawmi alfasli

    Hüküm gününe bırakılmıştı.

  406. 77:14

    وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ

    Wama adraka ma yawmu alfasli

    Hüküm gününün ne olduğunu sen nerden bilirsin?

  407. 77:15

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    Waylun yawmaithin lilmukaththibeena

    O gün yalanlamış olanların vay haline!

  408. 77:16

    أَلَمْ نُهْلِكِ ٱلْأَوَّلِينَ

    Alam nuhliki alawwaleena

    Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.

  409. 77:17

    ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْـَٔاخِرِينَ

    Thumma nutbiAAuhumu alakhireena

    Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.

  410. 77:18

    كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ

    Kathalika nafAAalu bialmujrimeena

    Suçlulara böyle yaparız.

  411. 77:19

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    Waylun yawmaithin lilmukaththibeena

    O gün, yalanlamış olanların vay haline!.

  412. 77:20

    أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ

    Alam nakhluqkum min main maheenin

    Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

  413. 77:21

    فَجَعَلْنَٰهُ فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ

    FajaAAalnahu fee qararin makeenin

    Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

  414. 77:22

    إِلَىٰ قَدَرٍ مَّعْلُومٍ

    Ila qadarin maAAloomin

    Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

  415. 77:23

    فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ ٱلْقَٰدِرُونَ

    Faqadarna faniAAma alqadiroona

    Buna gücümüz yeter; Biz ne güzel güç yetireniz!

  416. 77:24

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    Waylun yawmaithin lilmukaththibeena

    O gün yalanlamış olanların vay haline!

  417. 77:25

    أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ كِفَاتًا

    Alam najAAali alarda kifatan

    Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?

  418. 77:26

    أَحْيَآءً وَأَمْوَٰتًا

    Ahyaan waamwatan

    Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?

  419. 77:27

    وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَٰمِخَٰتٍ وَأَسْقَيْنَٰكُم مَّآءً فُرَاتًا

    WajaAAalna feeha rawasiya shamikhatin waasqaynakum maan furatan

    Orada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi?

  420. 77:28

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    Waylun yawmaithin lilmukaththibeena

    Yalanlamış olanların vay o gün haline!

  421. 77:29

    ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

    Intaliqoo ila ma kuntum bihi tukaththiboona

    İnkarcılara o gün şöyle denir: "yalanlayıp durduğunuz şeye gidin;"

  422. 77:30

    ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّ ذِى ثَلَٰثِ شُعَبٍ

    Intaliqoo ila thillin thee thalathi shuAAabin

    "gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."

  423. 77:31

    لَّا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِى مِنَ ٱللَّهَبِ

    La thaleelin wala yughnee mina allahabi

    "gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."

  424. 77:32

    إِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍ كَٱلْقَصْرِ

    Innaha tarmee bishararin kaalqasri

    O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.

  425. 77:33

    كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتٌ صُفْرٌ

    Kaannahu jimalatun sufrun

    O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.

  426. 77:34

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    Waylun yawmaithin lilmukaththibeena

    Yalanlamış olanların o gün vay haline!

  427. 77:35

    هَٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ

    Hatha yawmu la yantiqoona

    Bu, onların konuşamayacakları gündür.

  428. 77:36

    وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ

    Wala yuthanu lahum fayaAAtathiroona

    Onlara izin de verilmez ki özür beyan etsinler.

  429. 77:37

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    Waylun yawmaithin lilmukaththibeena

    Yalanlamış olanların o gün vay haline!

  430. 77:38

    هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ

    Hatha yawmu alfasli jamaAAnakum waalawwaleena

    "Bu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür."

  431. 77:39

    فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ

    Fain kana lakum kaydun fakeedooni

    "Eğer bir düzeniniz varsa Bana kurun."

  432. 77:40

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    Waylun yawmaithin lilmukaththibeena

    Yalanlamış olanların o gün vay haline!.

  433. 77:41

    إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَٰلٍ وَعُيُونٍ

    Inna almuttaqeena fee thilalin waAAuyoonin

    Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar.

  434. 77:42

    وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ

    Wafawakiha mimma yashtahoona

    Canlarının istediği meyveler arasındadırlar.

  435. 77:43

    كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Kuloo waishraboo haneean bima kuntum taAAmaloona

    Onlara denir ki: "İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz."

  436. 77:44

    إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

    Inna kathalika najzee almuhsineena

    Biz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz.

  437. 77:45

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    Waylun yawmaithin lilmukaththibeena

    O gün yalanlamış olanların vay haline

  438. 77:46

    كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ

    Kuloo watamattaAAoo qaleelan innakum mujrimoona

    Yiyiniz, biraz zevkleniniz bakalım, doğrusu sizler suçlularsınız.

  439. 77:47

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    Waylun yawmaithin lilmukaththibeena

    O gün yalanlamış olanların vay haline!

  440. 77:48

    وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ

    Waitha qeela lahumu irkaAAoo la yarkaAAoona

    Onlara "Rüku edin" denildiğinde rükua varmazlar.

  441. 77:49

    وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

    Waylun yawmaithin lilmukaththibeena

    O gün yalanlamış olanların vay haline!

  442. 77:50

    فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ

    Fabiayyi hadeethin baAAdahu yuminoona

    Kuran'dan başka hangi söze inanacaklar?